Lockerz Nedir? Yenir Mi?

Mart 1, 2010 Yorum yapın

1. Lockerz nedir? Lockerz.com günlük anket sitesidir. Sitede her gün çeşitli sorular yayınlanmaktadır ve siz de bu sorulara cevap verebilmektesiniz.Sorular genelde çoğunluğun zevkleri, alışkanlıkları ve yaşam tarzı hakkındadır.

Bu şekilde toplayacağınız PTZ ‘lerle çeşitli ürünler satın alabilirsiniz.

Lockerz.com 2009 yılı içerisinde açıldı ve son 1 aydır Türkiye ‘ye de kargo yollanmakta.

Kısaca ürünlere ve bu ürünler için toplamanız gereken puanlara bakacak olursak;

Apple iPod Touch 32 GB = 600 PTZ

Apple iPod Touch 8 GB = 325 PTZ

PlayStation 3 120 GB = 650 PTZ

iPod Nano 8 GB = 300 PTZ

Nintendo WII = 250 PTZ

Sony PSP = 200 PTZ

XBOX 360, Notebooklar, Netbooklar ve daha birçok ürün.En ucuz ürün 35 PTZ ‘den başlıyor ki zaten üye olduğunuzda daha 50 – 100 PTZ kazanabiliyorsunuz.

Sistemden nasıl PTZ kazanacağınızı özetleyecek olursak,

1 - Ankatlere katılarak, doğru cevapladığınız veya cevap verdiğiniz her anketten PTZ kazanmaktasınız.

2 - Her gün siteye kullanıcı girişi yaptığınızda 2 PTZ kazanıyorsunuz. Z-lister iseniz 4 paun.

3 - Sisteme her üye yaptığınız ilk 20 kişiden, kişi başı 2 PTZ kazanmaktasınız.

4 - Sisteme kazandırdığınız üyelerin sayısı 20′yi geçtiğinde, artık her yapacağınız üyeden, kişi başına 4 PTZ kazanacaksınız.

5 - Play bölümünden video izleyerek 2 puan kazanacaksınız. Eğer z-lister iseniz her videodan 4 puan alacaksınız.

6 – Sistemde sık sık çeşitli kampanyalar yapılmakta.

Örneğin :

- Dün : 100 USD değerindeki Amazon alışveriş çekini sadece 10 PTZ ‘ye sistem üyelerine sundular.Dilerseniz, hesabınızdan ödeyeceğiniz 10 PTZ karşılığı 100 USD ‘lik Amazon hediye çekini alabiliyordunuz.

- Bugün : 250 PTZ ödüllü piyango için başvurular vardı, hesabınızdan 10 PTZ ödeyerek piyangoya katılabiliyordunuz.

Bunlar gibi çeşitli fırsatlar sık sık sistemde yer almakta, sisteme kullanıcı girişi yaptığınızda karşınıza çıkan ilk ekranda haber olarak yer almaktadır.

2. Lockerz’da ne satın alınabilir? Biz en iyi marka ve mağazaların en son çıkan binlerce ürününü çeşitli kategoriler altında topladık. Elektronik cihazlardan, şık giyim aksesuarlarına hatta spor malzemelerine kadar çok geniş ürün yelpazesi mevcut durumda. Lockerz üyelerimize yakında müzik, video gibi ürünleri de sanal ortamda satın almaya imkan kılacak.

3. PTZ ile Lockerz’da ne yapabilirim? PTZ’yi sadece www.Lockerz.com‘ da kullanabilirsiniz. PTZ ile ücretsiz ödüllerin dışında piyangolara katılabilir, yardım kuruluşlarına bağışlarda bulunabilirsiniz. Siteye üye olduktan sonra PTZ ile dünya genelindeki markaların inanılmaz indirimlerinden yararlanılabilir, nakliye ücretsizdir, VIP deneyimlerinin yanı sıra ücretsiz ödül ve yardım kuruluşlarına bağışlar PTZ reyonunda.

4. Neden Lockerz’da hediye puanları düşük tutuluyor ? Bizler, siz üyelerin yardımı ile sitemizi inşa ediyoruz. Bu yüzden PTZ değerleri düşük tutuluyor. 1 Aralık itibariyle hediye ürünler 4 katına çıkacak olsa da PTZ kazanma şansı hala çok etkin birşekilde Lockerz üyelerine sunulacaktır.

5. “More Soon” ne anlama geliyor? Bizler daha fazla ürünün PTZ Yerinde (PTZ Place) yer alması için çalışıyoruz. Bizler periyodik olarak PTZ Yerinde ürünleri restoklayacağız.

6. Bir daha ki “restok”ta neler olacak? Sitedeki yüksek trafik sorunlarına rağmen, stok tarihleri önceden ilan edilecek. Ancak sonraki stoklamada ilk önce Z-List üyeleriyle sınırlandırılacak ve Kasım ayı içerisinde olacak. Kasım sonundan önce yine genel kullanıcılar adına bir stoklama daha olacaktır. Bizler stok tarihlerini sadece sitedeki Hallway(Ana Sayfa) da açıklayacağız.

7. Uluslararsı kargolama olacak mı ? Evet. Vergilendirme ve kanunlar o ülke sorumluluğunda olcak. Harç ve vergi ödeme durumunda kalabilirsiniz. Daha iyi bilgi için bu bağlantıyı kontol edebilirsiniz. http://fedex.com/us/international/irc/profiles/?link=2

8. Kargom bana ne zaman ulaşacak (yani, PTZ yerinden alınan ödül, satın alınan sipariş,Z-List Tshirt’ü) ABD içine 2 hafta, ABD dışına ise 14-21 gün arası.

9. Kaç hesaba sahip olabilirim ? Üyenin kişi başı tek hesap hakkı vardır. Ancak bir ev içindeki her kişinin kendine ait hesabı olabilir.

10. Lockerz nasıl para kazanacak ? Bu sonbahardan başlayarak Lockerz’da ürünleri satın almak mümkün olacaktır. Ama endişe etmenize gerek yok PTZ Yeri daha fazla ürün ve deneyimlere sahne olacak.

11. Lockerz tam anlamıyla ne zaman kullanılacak ? Lockerz ilk aşamayı başlattı. PTZ Yerinde, ödüller şimdi mevcut durumda. Diğer bileşenler yakın bir zamanda piyasaya sunulmuş olacak. Tam anlamıyla site 1 Aralık itibariyle yayında olmuş olacak.

12. Sitenin maskotu haline gelen Odyss adlı köpeğinin cinsi nedir ? Soru için teşekkürler! O bir Norwich teriyeridir.

http://www.lockerz.com/faq

Davetiye arayanlar bu başlık altında bildirebilirler arkadaşlar.

Categories: Nedir? Etiketler:, , , , , , , ,

Klavyeler Ve Gerçekler

Mart 1, 2010 Yorum yapın

klavye1.jpg

Sanırım 1995 yılıydı, küçük bir bilgisayar firmasının teknik servisinde çalışmaktaydım. Akşam saatlerinde işten çıkmak üzereyken kapıdan bir babayla 10 yaşlarındaki oğlu girdi ve bilgisayar almak istediklerini söylediler. Ortalıkta ben ve sekreterden başka kimse olmadığından ilgilenmek bana düştü. Ne amaçla bir bilgisayar istedikleri, fiyatlar ve parçalar üzerine konuşurken baba, teknik servis dağınıklığı içinde parlayan beyaz temiz bir klavyeyi yerinden alıp inceledi ve “İşte tam alınacak bilgisayar, bunu televizyona bağlayabilir miyiz?” diye sordu. Ben ne cevap vereceğimi düşünürken çocuk hemen zavallı klavyeye bakıp “Ama bu Q değil ki baba! Eski bu, ben bununla yazamam.” dedi.

Hikâye nasıl devam etti hatırlamıyorum ama o günden sonra Q klavye standardının modern, F standardının da köhnemiş olduğuna dair önyargılar hep gözüme batar oldu. Eğer siz de böyle düşünüyorsanız okumaya devam edin, çok şaşıracaksınız.

Q Klavyenin Ortaya Çıkışı

Q Klavye pek çok kimsenin sandığı gibi ne modern bir standart ne de İngilizce için oluşturulmuş bir harf dizilimidir. Hikâyesi şöyle;

İlk yazı makinesi Christopher Latham SHOLES tarafından 1867’de yapılmıştı. Sholes’un makinesi bugünkü daktiloların atasıdır ve hemen hemen aynı prensiple çalışır. 10 Parmak daktilo kullananların iyi bildiği gibi daktiloda aynı anda iki karaktere bastığınızda kağıda doğru hareket eden kollar birbirinin üzerine gelerek sıkışmaya neden olabilir ve ne kadar hızlı yazarsanız bu sıkışma ihtimali o kadar yüksektir. Sholes teknik olarak aşamadığı bu sorunu en aza indirmek için operatörlerin hızlı yazmasını engellemenin yollarını aramıştır, bunun için de harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak İngilizce’de en çok kullanılan harfleri parmakların en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar.

Bu konuda başka bir söylenti de vardır, buna göre Sholes’un makinesinin adı “Sholes & Glidden Type Writer” olarak geçer. Buradaki “Type Writer” kelimelerini oluşturan harflerin tamamı Q klavyenin en üst sırasında yer almaktadır. Böylece satıcılar, bir kağıda kolayca “Type Writer” yazarak ürünlerinin yeteneğini karşılarındakine gösterme şansı bulmaktadırlar.

Sebebi her ne olursa olsun Q standardı modern bir mühendislik ürünü olmaktan çok uzaktır. Bu durum uzun yıllar eleştiri konusu olmuştur ancak İngilizce’ye uygun bir dizilimi olsa da hiç kullanıcısı olmayan yeni yazı makinelerini satmak neredeyse imkânsız olduğundan köklü bir değişiklik yapılamaz. Aslında Washington State Üniversitesi’nden Prof. Dr. August DVORAK, 1932 yılında İngilizce’de çok kullanılan harflerin, klavyenin en kolay ulaşılabilir yeri olan orta sırasına toplandığı bir klavye dizilimi önermiştir. Dvorak klavyesi olarak adlandırılan bu dizilim aynı nedenden ötürü yaygınlık kazanamamış, çağdışı ve bilimsel temeli olmayan Q standardı günümüze kadar hâkimiyetini sürdürmeyi başarmıştır.

klavye2.jpg

F Klavyenin Ortaya Çıkışı

F Standardı ise sanıldığının aksine en modern klavye standartlarından birisidir. F klavyeyi İhsan Sıtkı YENER’e borçluyuz. Yener, 1950’li yıllarda Amerika’da Ölçme-Değerlendirme yüksek lisansı ve Eğitim Metotları doktorası yapan değerli bir bilim insanımızdır. 1946 yılından itibaren de Türkçe’ye uygun bir klavye standardı için resmi makamlar nezdinde girişimler yapmaya başlamıştır.

Bu girişimler sonucunda, Yener ve yabancı uzmanların da içinde bulunduğu bir komisyon kurularak çalışmalar başlamış. Komisyon TDK kılavuzundaki 30 bine yakın kelimeyi inceleyerek en çok kullanılan harfleri tespit etmiş. Sonra parmakların fiziksel güçleri ve hareket özellikleri incelenerek harfler klavyede en uygun yerlere yerleştirilmiş. O gün yapılan çalışmalara göre Türkçe’de en çok kullanılan beş harfin sırasıyla, a, e, k, i ve m olduğu ortaya çıkmış. İş yükünü her iki ele eşit paylaştırmak için de sol el yaklaşık yüzde 49, sağ el de yüzde 51 oranında kullanılacak şekilde harfler yerleştirilmiş. Böylece bugün kullandığımız F standardı ortaya çıkarılmış.

Aslında benzer bir çalışmayı İngilizce için Dvorak’ın yaptığını yazmıştım. Asıl sorun F standardının akıbetinin Dvorak standardına benzememesini sağlamaktı. Çünkü o günlerde Türkiye’de 40 bine yakın yazı makinesi mevcuttu ve bu makinelerin F standardına dönüştürülmesi ve yeni ithal edilecek ve üretilecek makinelerin de buna göre düzenlenmesi gerekiyordu. Bu iş yeni bir standart geliştirmekten çok daha zordu.

İşte İhsan YENER’in ne büyük bir iş yaptığını buradan anlayabiliriz. Çünkü F dizilimi 20 Ekim 1955’te standart Türkçe klavye olarak kabul edilip gümrük kanunlarına “bundan sonraki ithalat standart Türk klavyesine uygun olacak” diye bir madde eklendikten sonra büyük bir eğitim seferberliği başlatılmıştır. Yener, bu eğitim seferberliğinde Ticaret Meslek Liseleri’nin müfredat programının hazırlanmasında görev almış ve çeşitli okullarda bizzat eğitici olarak çalışmıştır. Ancak büyük maliyeti ve zorluğundan dolayı mevcut yazı makinelerinin olduğu gibi bırakılmasına karar verilmiştir. Sonuçta bu eğitim çalışmaları çok başarılı olmuş ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından F klavye zorunlu standart olarak kabul edilmiştir.

Bu değişim Cumhuriyet tarihindeki büyük başarılardan birisidir. Uluslararası daktilografi ve steno yarışmalarına F klavye ile katılan yarışmacılarımız bu şampiyonalarda 28 defa dünya birincisi olarak bu başarıyı kanıtlamışlardır. Bu birinciliklerin 14’ünde dünya rekoru kırılmış olması da önemlidir.

Bir başka ilginç durum ise F klavyenin İngilizce için de çok uygun olduğu gerçeğidir. Yapılan bir deneyde F klavyeyi 10 parmak yazan bir denek ile Q klavyeyi 10 parmak yazan deneklere aynı İngilizce metin verilmiş. Q Klavye kullananlar dakikada ortalama 32–35 kelime yazarken F klavye kullanan 72 kelime yazmış.

Peki, Sonra Ne Oldu?

Uzun yıllar tüm bilgisayar ve yazı makineleri F klavye olarak ithal edilmeye devam edildi. Ancak özellikle üretim bandındaki dizüstü bilgisayarların klavyelerini F standardına dönüştürme maliyeti masaüstü klavyelerinden fazla olduğu için 1990’lı yıllarda yaygınlaşan dizüstü bilgisayarlardaki fiyat farkı kullanıcıları caydıracak düzeye gelmeye başlamıştı. Sonuçta raflar Q klavyeler ile dolmaya başladı. O günlerdeki manzaraya göre yeni teknoloji olarak görülen dizüstü sistemlerde ve yeni bilgisayarlarda şık Q klavyeler rafları süslerken karşısında F klavyeli eski bilgisayarlar ve köhne daktilolar duruyordu. Bu manzarayı gören eğitimsiz yeni nesil ise haklı olarak yazımın başında belirttiğim sonuca ulaştı.

O yıllarda çok ilginç ve ironik bir gelişme de yaşandı. Bildiğiniz gibi klavyeler için çeşitli çıkartmalar (sticker) bulunuyor, bunları yapıştırarak bilgisayar klavyenizi istediğiniz standartta kullanabiliyorsunuz. Yani aslında Q klavyeye bir F çıkartma yapıştırılması kadar basit bir çözümü olan bu sorunun Q-Türkçe gibi ucube bir çözüm ile halledilmiş olması en az Sholes’un Q standardını icadı kadar saçma görülebilir.

klavye3.jpg

Şimdi Ne Yapacağız?

Merak etmeyin, Q standardını tercih edenleri aşağılayan fanatiklerden değilim, ancak bu konunun açıldığı her forumda hakaretlere varan çok ateşli tartışmalar çıktığına bizzat şahit olmuş birisi olarak “başımıza ne geldiyse cahillikten geldi” diyerek bu yazıyı yazdım.

Sonuçta 10 parmak yazmıyorsanız bu sizi çok ilgilendiren bir konu olmayabilir. Eğer 10 parmak yazıyorsanız da zaten neyin ne olduğunu biliyorsunuzdur. Bence bu büyük oranda verimlilik ile ilgili bir konu ancak HP Türkiye Genel Müdürü Şahin TULGA’nın başka bir fikri var: Tulga, SAP Teknoloji Günleri 2003’te Amerika’da aldığı eğitim sürecinden bahsederken; düşünme eyleminin daima ana dilde yapıldığını, bunun yaratıcılık ve özgüveni tetikleyeceğini, Türkçe için özel olarak geliştirilmiş F klavyenin de bu nedenle özellikle kullanılması gerektiğini savunmuştur.

Benim tahminime göre şu anda ülkemizde Q klavye ezici bir üstünlük ile kullanılıyor. F klavye ise çoğunlukla resmi kurumlarda ve bir miktar da benim gibi geçmişinde 10 parmak tecrübesi olanların elinin altında bulunuyor artık. Q standardının dünya genelindeki yaygınlığına bakılırsa belki de bu doğal bir sonuç; nihayetinde müzik dinlemek, gazete okumak, oyun oynamak isteyen bir kullanıcı için klavye standardının hiçbir önemi yok, önüne ne konulursa kullanır. Yeter ki bu konuda bir önyargısı olmasın ve bir gün hızlı yazmaya karar verdiğinde F klavyeyi tercih edecek ve gerektiğinde savunacak bilince sahip olsun.

Ayrıca klavyenin artık tedavülden kalkacağını düşünenlere de klavyelerin öyle hemen ortadan kalkmayacağını öne sürüyorum. Belki dinozor olarak tabir edilen 1,44 MB disket sürücüler gibi uzun yıllar masaüstümüzde yerini koruyacak. Ama bu yeni teknolojilerin önünde bir engel değil ve F klavyenin durumundan ders alarak yeni teknolojiler için yatırım yapmak gerekiyor. Ses tanıma gibi teknolojiler henüz yaygın kullanıma sahip olmasa da teknoloji şirketlerinin uzun zamandır en çok AR-GE yatırımı yaptıkları konular olduğu biliniyor. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde bilgisayarlarımızı sesli komutlarla idare edebileceğiz ve belki de e-postalarımızı konuşarak ya da dijital kağıtlara el yazısı ile yazmaya başlayacağız. Dahası teknoloji geliştikçe, çok çeşitli amaçlarla farklı biçim ve özellikte cihazlar kullanıyor olacağız. Eğer bu cihazlar ve teknolojilerde Türkçe desteği bulunmazsa ülkemizde çok ciddi kültür erozyonu ortaya çıkacaktır.

Bir 10 yıl sonra evimize aldığımız cihazlarla iletişim kurmak için  İngilizce kullanmaya mecbur kalmak istemiyorsak, çocuklarımızın Türkçe’nin yok sayıldığı bir teknoloji ile yetişmesine göz yummamak için, yakın gelecekte tanışacağımız yeni teknolojilerde ve kullandığımız tüm programlarda sürekli olarak Türkçe desteği konusunda ısrarlı ve yön verici tavır takınmalıyız ve TÜBİTAK, TDK gibi kurumlar ile özel firmaları da yönlendirmeliyiz.

Farklı Yönde Sayfalar

Mart 1, 2010 Yorum yapın

OpenOffice.orgBu yazımızda sizlere OpenOffice.org Kelime İşlemci (Writer) kullanırken, belge içerisindeki sayfaların bazılarının dik bazılarının ise yatık olmasını nasıl sağlayabileceğinizden bahsedeceğiz. Genellikle dik olarak kullanılan sayfalara geniş tablolar ya da resimler sığmamaktadır. Bu yüzden ilgili sayfanın yatık olarak durması, metin kısımlarının dik kalması gerekmektedir. Bu ihtiyacınızı nasıl çözeceğinizi gelin, birlikte inceleyelim.

Sayfa Yapılandırma

OpenOffice.org Kelime İşlemci programı her kelime işlemci programında olduğu gibi temel nesne olarak sayfaları baz alır. Bu sayfalar üzerine yazacağınız metin, grafik, tablo gibi nesneleri, kullanıcının isteğine bağlı olarak uygun şekilde yerleştirebilir. Temel bileşen sayfa olduğuna göre Kelime İşlemci’de sayfa yapılandırmasının nasıl gerçekleştirildiğine bakalım.

Sayfa Biçemleri

OpenOffice.org Kelime İşlemci’de sayfa biçemleri, belgeniz içerisinde kullanmayı planladığınız farklı kağıt boyutları, farklı kenar boşlukları, farklı alt bilgi ve üst bilgi satırları ve farklı kağıt yerleşimleri (yatay ya da dikey) gibi tüm farklı kağıt türleri için tanımlamak zorunda olduğunuz ayarlardır. OpenOffice.org ile birlikte önceden tanımlanmış ve sık kullanılan dokuz farklı biçem hazır gelmektedir. Ancak yine de aynı belge içerisinde farklı biçemlere sahip kağıtlar olmasını isteyebilirsiniz. Bu yüzden hazır gelen bu dokuz biçem, genellikle basit belgeler için yeterli olsa da yukarıda bahsettiğimiz ihtiyaçlar için yeterli değildir.

OpenOffice.org Kelime İşlemci ile hazır gelen biçemleri görebilmek için “F11” tuşunu ya da Biçim > Biçemler ve Biçimlendirme menüsünü kullanabilirsiniz. Ekrana gelen diyalog kutusunda “Sayfa Biçemleri” düğmesine bastığınızda aşağıdakilerin bulunduğu bir ekranla karşılaşırsınız.
Bicem1.png
Hazır gelen biçemlerde;

  • Dipnot: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları olan ve dipnot özelliği etkinleştirilmiş sayfa biçemidir.
  • Dizin: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları olan ve dizin özelliği etkinleştirilmiş sayfa biçemidir.
  • HTML: Standart dikey A4 kağıdı ve soldan 2cm, üst, alt ve sağdan 1cm kenar boşlukları olan, HTML etkinleştirilmiş sayfa biçemidir.
  • İlk Sayfa: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları olan sayfa biçemidir.
  • Sağ Sayfa: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları ile karşılıklı kitap sayfaları yazılırken sayfanın sağ sayfa olduğunun tanımlandığı sayfa biçemidir.
  • Sol Sayfa: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları ile karşılıklı kitap sayfaları yazılırken sayfanın sol sayfa olduğunun tanımlandığı sayfa biçemidir.
  • Sonnot: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşluklarına ilaveten sonnot bölümü eklenmiş sayfa biçemidir.
  • Varsayılan: Standart dikey A4 kağıdı ve 2 cm kenar boşlukları olan sayfa biçemdir. Aksi belirtilmedikçe, Kelime İşlemci varsayılan biçemi kullanır.
  • Zarf: Yatay C6/5 kağıt ve kenar boşluksuz olan; genellikle mektup zarflarının üzerine bir şeyler yazmak için kullanılan sayfa biçemidir. seçenekleri yer almaktadır.

Yukarıda listesini gördüğünüz hazır gelen sayfa biçemleri arasında “yatay sayfa” biçemi yoktur. Belgenizde birkaç sayfa dikey ve sonrasında yatay bir sayfa oluşturup, daha sonrasında devam eden sayfaların tekrar dikey olmasını istediğinizde ne yapmak gerekir? Bu sorunun en kestirme cevabı yeni bir sayfa biçemi eklemektir.

Yeni Sayfa Biçemi Ekleme

OpenOffice.org Kelime İşlemci’ye belge içerisinde yatay yerleşime sahip bir sayfa biçemi eklemek için F11 tuşuna basın ya da Biçim > Biçemler ve Biçimlendirme menüsünü kullanarak ekrana gelen diyalog kutusunun boş bir alanında farenin sağ tuşuna basın. Aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibi “Yeni” adında bir menü görüntülenecektir.
Bicem2.png

“Yeni” menüsünü seçtiğimizde standart sayfa yapılandırma diyalog kutusu ekrana gelecektir. Bu diyalog kutusunda sayfa ayarlarının tamamını yapabileceğiniz seçenekler mevcuttur. Ekrana gelen diyalog kutusu aşağıdaki gibidir.
Bicem3.png
Diyalog kutusunda ilk ayarlanması gereken yer; yeni oluşturacağınız sayfa biçemi için “Yönet” ayarlarıdır.

Yönet sayfasında sırasıyla;

  • Ad: Sayfa biçeminize vereceğiniz isimdir. Biz örneğimizde “Yatay Sayfa” adını vereceğiz.
  • Sonraki Biçem: Bu bölümde genellikle “Ad” kısmında tanımlanan biçemin kendisi seçilir. Bu, sayfa biçeminin, değiştirildiği sayfa ve sonrasındaki sayfalarda da geçerli olması anlamına gelir. Eğer siz, arada tek bir sayfanın Yatay Sayfa olmasını ve sonrasındaki sayfaların dikey olmasını istiyorsanız bu durumda seçeneğimizi “Varsayılan” olarak ayarlayabilirsiniz. OpenOffice.org Kelime İşlemci, işlem yaptığınız sayfayı Yatay Sayfa biçemine getirecek ve ondan sonraki sayfanın biçeminin Varsayılan olmasını sağlayacaktır.

Bu ayarların altında ayrıca, “İçerir” başlığı altında, yeni oluşturacağınız Sayfa Biçeminin ufak bir özeti görüntülenmektedir.

Biz örneğimizde sayfamızın yatay durmasını istediğimizden, “Yönet” bölümünü ayarladıktan sonra “Sayfa” bölümüne geçip, istediğimiz kağıt türünü, kağıdın duruş pozisyonunu, kenar boşluklarını ve diğer ayarlarımızı yapıp “Tamam” düğmesine basıyoruz.

Artık “Biçemler ve Biçimlendirme” penceresi aşağıdaki gibi görünecektir.
Bicem4.png
Resimde de gördüğünüz gibi adı Yatay Sayfa olan yeni bir sayfa biçemi eklendi listemize. Artık bu yeni biçemi belgelerimizde nasıl kullanacağımızı görelim…

Farklı Sayfalara Farklı Biçem

OpenOffice.org Kelime İşlemci’yi açın ve yeni bir belge oluşturun. Ardından ilk sayfa üzerindeyken F11 tuşuna basın ya da menüden Biçim > Biçemler ve Biçimlendirme seçeneğini seçin. Ekrana gelen diyalog kutusundan Varsayılan ya da İlk Sayfa biçemine çift tıklayarak üzerinde bulunduğunuz sayfanın biçemini ayarlayın.

Biz örneğimizde ilk sayfanın dikey, 2. sayfanın yatay ve 3. sayfanın yeniden dikey olmasını istiyoruz. Bu yüzden ilk sayfadayken Varsayılan veya İlk Sayfa biçemini kullandık. Şimdi sıra geldi 2. sayfanın biçemini ayarlamaya… Bunun için Ekle > Elle sonlandır menüsünü kullanıyoruz.
Bicem5.png
Resimde de gördüğünüz gibi mevcut sayfayı sonlandırıp yeni bir sayfaya geçmek istediğimizi belirtiyoruz. Üstelik bu yeni sayfamızın biçeminin de yatay sayfa olmasını istediğimizi belirtebiliyoruz. (Hatırlarsanız, bir diğer yazımızda Yatay Sayfa adında bizim tanımladığımız bir sayfa biçemi vardı.) Üstelik yeni sayfaya geçerken sadece biçemini değil, isterseniz sayfa numarasını da istediğiniz değerden başlatabilirsiniz.

Biz örneğimize dönecek olursak; 1. sayfayı dikey yaptık sonrasında 2. sayfayı yatay yaptık. Şimdi 3. sayfayı tekrar dikey yapmak için 2. sayfa üzerindeyken yeniden Ekle > Elle sonlandır menüsünü kullanıyoruz.

Bu sefer sayfa biçemi olarak “Varsayılan” seçiyoruz ve “Tamam” butonuna basıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız işlemler sonucunda belgemiz üç boş sayfadan oluştu ve bunlardan 1. sayfa dikey, 2. sayfa yatay ve son sayfa olan 3. sayfa da dikey olarak ayarlandı. Eğer işlemleri hatasız yaptıysanız, OpenOffice.org Kelime İşlemci görüntüsü aşağıdaki gibi olacak.
Bicem6.png

Filmlere Altyazı Eklemek

Mart 1, 2010 Yorum yapın

2915383867_d0fb48fa26_o.jpg

Geniş bant İnternet ülkemizde yaygınlaştığından beri İnternet’ten sinemada izleyip beğendiğimiz ya da kaçırdığımız yerli yabancı dizileri bilgisayarımıza indirip seyretmek, onları arşivlemek gibi bir hobi oluştu bilgisayar kullanıcılarında. Özellikle de yabancı dizilerin bağımlılığı sayesinde hızlanan bu yöntem, sıkı takip sağladığı için kullanıcılar tarafından çok beğeniliyor. Bütün bunların yanında geriye tek bir sorun kalıyor: “Altyazı”.
424397178_772f7a0883_o.jpg

Pardus, film ve dizi tutkunlarını da yalnız bırakmıyor ve bize altyazı ile ilgili aklınıza gelebilecek her türlü işlemi gerçekleştiren ve bir de dâhili oynatıcı içeren Subtitle composer’ı sunuyor.
subtitle composer.png
Eminim bütün okurlarımız kabul edecektir ki, aradığımız filme ya da diziye göre altyazı bulmak bazen kâbusa dönüşebiliyor. Elimizde tek CD’lik film olmasına rağmen 2 CD’lik altyazılar, eşleşme gibi pek çok problemlerle karşılaşabiliyoruz.

Subtitle composer, özgür yazılım dünyasında kendini gösterebilen bir altyazı düzenleme programı. Altyazılarla ilgili her türlü soruna çare olurken, eğer dilinize güveniyorsanız her türlü videoya alt yazı yazmanıza olanak sağlıyor.

“Programı nasıl kullanacağım ben? Daha önce hiç alt yazı düzeltmedim!” diyen arkadaşları duyar gibiyim. Böyle programlar her ne kadar basit bir arayüze sahip olsalar da birazcık aşinalık isteyebiliyorlar.

Subtitle composer ilk başlayanların bile çok rahat kullanabileceği bir arayüze sahip. Şimdiden uyarıyoruz: altyazı takip etmek, dilimize çevirmek, onarmak bir süre sonra Subtitle composer ile tutku haline gelebilir.

Altyazı nasıl eklenilir ve düzenlenir?

Altyazı eklemek için Dosya > Aç ya da üst menüden klasör simgesine tıklayarak altyazı dosyanızı yükleyebilirsiniz. Altyazınız ile video aynı isme sahipse, Subtitle composer otomatik olarak video dosyasını birlikte açacaktır. Eğer sahip değilse Video > Open Video yolunu izleyerek açabilirsiniz.

Eklediğiniz altyazı dosyasında fazla bir bölüm varsa ya da bir yazım hatası mevcutsa onları üstlerine tıklayarak düzeltmemiz mümkün.

Eşleşme sorunları nasıl çözülür?

Söz konusu olan aslında aşılması zor olmayan, ama çok fazla yaşanan bir sorundur. Filmler ve diziler belirli bir FPS (saniye başına resim) ayarlarıyla yüklenir. Bu FPS ayarları dosyanın oluşturuş biçimiyle ilgilidir. Elbette bir dosyayı birden fazla kişi kullandığından ve paylaştığından bir kullanıcının FPS ayarı diğerini tutmayabilir. Bu da yanında altyazı sorununu getirir. Bu sorunu düzeltmek için elimizde olan altyazının FPS değerini ve çevirmek istediğimiz dosyanın FPS değerini bilmemiz yeterli olacaktır.

Time > Change Frame Rate yolunu izleyerek alt yazıların FPS’sini ayarlayabilirsiniz.

Composer ile başka neler yapabilirim?

subtitle composerProgramın üst kısmında bulunan sekmeden yazıların kalınlık, incelik ya da italik ayarlarını yapabilir, Türkçe dil bilgisi denetimi yapabilirsiniz. CTRL tuşuna basılı tutma ile pek çok satırı seçip sağ tıkladığınızda açılan menüden “Join Lines”a tıklayarak seçtiğiniz bölümleri birleştirebilir; aynı yolla birbirinden ayırabilirsiniz. Bir altyazıda sadece bir kısım yazı kayma yapıyorsa bu sorunu sol alt köşedeki zamanlayıcıdan ayarlayabilirsiniz.

Düzen > Join Subtitle yolunu izleyerek 2 CD’lik altyazıları tek CD’ye düşürebilirsiniz. Pardus paket yöneticisi ile kolayca kurulabilen Subtitle Composer Programlar > Çoklu Ortam > Altyazı Düzenleyici adı altında kolayca bulunabilir.

Programın özellikleri yukarıda saydıklarımızla sınırlı olmamakla beraber, elbette hepsine burada yer veremiyoruz.

Desteklenen başlıca altyazı tipleri

  • Adobe Encore DVD (*.txt)
  • Substatıon alpha (*.sub)
  • DVD Junior (*.txt)
  • DVD Subtitle System (*.txt)
  • DVDSubtitle (*.sub)
  • MicroDVD (*.sub)
  • MPlayer (*.mpl)
  • MPlayer2 (*.mpl)
  • SubRip (*.srt)
  • SubSonic (*.sub)
  • SubViewer 1.0 (*.sub)
  • SubViewer 2.0 (*.sub)

Sizin çalışmalarınızla birlikte bu program bütün altyazı sorunlarınıza yardımcı olacak ve sinema, dizi zevkini Pardus ile sorunsuzca yaşayacaksınız. Subtitle Composer size altyazı dünyasının kapılarını açacak. İyi seyirler…

Bir Simge Teması Hikayesi: Tatul

Mart 1, 2010 Yorum yapın

Tatul simgesetiDaha önceleri Linux temelli bazı projeleri denemiş biri olarak Pardus’a da temkinli yaklaşmış, ilk sürümde Çalışan CD ile Pardus’u bir kez denemiş, “Hmm, güzelmiş” deyip CD’yi arşivime yerleştirmiştim.

Şu anda 2008.2 sürümünde OpenOffice.org Kelime İşlemci’de, gözümü karartarak yaptığım Tatul Simge Teması’nın hikâyesini yazıyorum.

Ne yapıyorum ben?

Herkesin Pardus’a bir şekilde katkı sağlamak istediğini gördükten sonra bir grafiker olarak ne yapabilirim sorusunun akabinde kendimi Tasma’daki Görünüm ve Temalar kısmına takılı halde buldum. Başlıkları incelerken “Simgeler” bölümünü açtım. Orada “Yeni tema kur…” butonunu görmüş olmam beni nasıl heyecanlandırdı bilemezsiniz.

Google amca, nasıl yapacağım ben bu simge temasını?

Hemen Google’da “Pardus simge teması nasıl” diye arattırdım. Google her zamanki gibi insanı boş çevirir mi? Bir iki kaynağı inceledikten sonra, öntanımlı simge dosyalarının “/usr/share/icons” yolunda olduğunu gördüm. Hemen Tuliana simge setini kopyalayıp masaüstüme aldım. İşte, Pardus’umun simgeleri gözümün önündeydi. Hızlıca bir göz attıktan sonra işe koyulma vaktinin geldiğini düşündüm. Evet, bir katkı da ben yapabilecek miydim acaba?

Aman Allah’ım, ne kadar çok simge varmış!

go.pngKısa bir göz atmanın ardından kaç adet dosya olduğunu görmek için sağ tıklayıp klasör özelliğine baktım. Klasör sayısının arttığını gördükçe ne yalan söyleyeyim, gözlerimin iyice gerildiğini hissettim! 100, 350, 900, 1.800, derken neredeyse 4.000’e yakın dosya olduğunu gördüm. “Olsun canım, en azından birkaç tanesini yapsam yeter, ne olacak?” dedim.

İlk adım olarak klasör ve bazı sıklıkla gördüğüm simgeleri yaptım. Bunların arasında Sistem, Çöp Kutusu, Ağ bağlantıları vardı. İlk önizleme dosyalarını Özgürlük İçin’de foruma girdim. Görüntülere aldığım tepkiler iyi olunca, biraz daha şevke gelerek, “hepsini yapsam mı acaba?” diye düşündüm.

Birkaç Pardus’cu arkadaşıma Tuliana’nın dosyaları ile karışık ilk bebek temamı gönderdim. Onlardan da gelen olumlu dönüşlerden sonra artık iyice kıvama geldiğimi hissetmeye başladım.

Büyük karar: Başlıyorum!

User simgesiArtık yeteri kadar şevk duygusu ile dolunca “işe koyulmanın vakti geldi” dedim. Çizim programımı açtım ve klasörlerdeki simgeleri tek tek inceleyerek, nasıl simgeler yapmam gerektiği konusunda kafa yordum.

Simgeleri sırayla yapmak yerine, birbirleri ile olan ilişkileri, ifade ettiği konuların birbirine yakınlığı ile değerlendirerek çizmeye başladım. Örneğin; dizin simgesinden sonra dizinlere ait diğer renklerdeki ve ifadelerdeki çizimleri yaptım. Simgeler içerisinde bazı özel klasör çizimleri de ekledim. (Üzerinde güneş gözlüklü bir ufaklığın olduğu klasör göreceksiniz. Aslında kendim için yapmıştım ama herkes için olan sürümde de olmasında bir sakınca görmedim, zaten öntanımlı olarak hiçbir yere atanmış olmadığını da belirteyim. Bu arada o gözlüklü ufaklık da benim oğlum :) .

Malum işletim sisteminde bir kez Belgelerim imgesini değiştirmiş, ama güncellemelerden sonra bu seçeneğin de kapatıldığını anımsayınca “Büyüksün Pardus!” dedim içimden bağırarak!

Bitmeyecek gibi…

Geceli gündüzlü iki hafta geride kalmıştı ve daha yarısına bile gelmemiştim. Çizerken inanılmaz derecede zevk alırken, kaydettiğim yere dönüp baktığımda şevkim kırılıyordu. 650 tane farklı simge (128×128 benek) ve bunların 64, 48, 32, 22, 16 benek ölçülerindeki boyutlandırılmış eş çizimleri… “Rakamlara takılma,  vakit bol , yavaş yavaş yaparsın” diye kendimi telkin ederken Pardus 2008.2 sürümü çıktı. O esnada Pardus çalışma takviminde Pardus 2009′un yaklaştığını görünce, eteklerim tutuştu. Bir şeyler yapmalıydım ama nereye gitti ilham perilerim?

İlham perilerim kaçınca…

akregator.pngHer tasarımcının korkulu kâbusu; ilham perileri sizi terk ediyor. Ve siz bilgisayarınıza, bilgisayar size bakıyor. “Mhh, olmayacak galiba” diye düşünüyorsunuz. “Bir ara vermeliyim, ne zaman başlarım, 2 hafta sonra bakarım” diyor ve yaklaşık üç haftalık bir kopuş yaşıyorum. Özgürlük İçin’deki forumlara yazıyorum “Bakın arkadaşlar yapıyorum ben, %60’dayım” diyorum ve şevk edici söz demetleri bekliyorum. Olumlu cevaplar alıyorum ama olmuyor. “Sanırım biraz ara vermeliyim…” diyorum ve şehir dışına çıkıp biraz kafa dinliyorum. Ufak tefek işleri de bertaraf edip zihnimi iyice boşalttıktan, toplamda bir ayı bulan ayrılık sürecinden sonra projeyi açıyorum ve “Ha gayret , ha gayret” diyerek kendimi fişekliyorum.

Neredesin sen?

İlham perilerim geri dönüyor ve hızla çalışmaya devam ediyorum. Sonra anlıyorum ki  birkaç gün aynı ortamda yapılan çalışmalar insanı biraz köreltiyor. Farklı mekanlarda, farklı arkadaşların yanına giderek “Bak simge teması yapıyorum, nasıl oluyor?” cevabıyla moral deponuzun dolduğunu hissediyorsunuz ve bu beyninize, elinize yakıt katkısı sağlıyor. “Nasıl yapıyorsun ya?” sorusuna karşılık, “bak böyle…” diye göstererek hep en sonlara ötelediğiniz “Ev Dizini” simgesini o anda çiziyorsunuz. “Harika ya!” cevabını aldıktan sonra , epeyce çizim yapmaya yetecek üç günlük yakıtla eve dönüyorsunuz.

Sona doğru yaklaşırken

comar.png

Artık simgeler neredeyse bitmek üzere ama en zorları hep en sona bırakmışım! Peki, ya Pisi’yi, Çomar’ı nasıl yapacağım ben? Temayı yaparken kullanıcı alışkanlıklarını da göz ardı etmemek gerektiğini düşünerek sadece ufak tefek değişiklikler ve gölge oyunlarının yeterli geleceğinde karar kılıyorum ve Pisi ile Çomar’a biraz makyaj yapıyorum. Ama Çomar çok mu somurtuyor ne? Azıcık güldürelim mi? Olur olur!

Çomar’a bir kakül çizip yüzüne de hafif bir tebessüm konduruyorum ve kaydediyorum.

Ve sonunda!

Artık 128×128 benek çizimlerin sonuna gelmiş bulunuyorum. Geriye kalan farklı boylardaki eşçizimleri yaparım, nasıl olsa büyük kısım bitti diyorum. Büyük iş bittikten sonra küçükleri gözünüze gelmediğinden bu işlemde üç gün bekliyor ister istemez (maalesef). Son bir gayretle “artık sona geldik bitirmeliyim” diyerek diğer boyutlarda olanları hazırlamaya çalışıyorum ve bu işlemin çizmekten daha zor olduğunu görüyorum. Dile kolay yaklaşık 650×5 adet daha eş çizim oluşturulacak.

Neyse ki uykusuz kalma pahasına “bitecek bitecek” baskılarımla bunu da hallediyorum ve çok uykum olmasına rağmen heyecanım yüzünden uyuyamıyorum. Bir saatlik kıvranmanın ardından yayınlayacağım web sitesinin tasarımına başlıyorum ve onu da bu hızla iki saatte çizip iki saatte de HTML’e döküyorum. Web sitesini bitirdikten sonra, arkadaşlarıma denemeleri ve hataları söylemeleri için gönderiyorum. Onlar da sağolsunlar deneyip olumlu cevap veriyorlar ve ben artık yayımlamaya hazır olduğumu hissediyorum.

tatul.pardusicon.set.png

Merhaba, ben Tatul

Öİ’deki foruma logoyu ve birkaç simgeyi de yerleştirerek duyurumu yapıyorum. Beklemeye başlıyorum ve yorumlar teker teker düşüyor.

Sezaiyorum: “Elinize sağlık kullanmaya başladım :)

Pekgenc: “Pardus 2008.2 kullanıyorum. Sorunsuz yükledim. Gerçekten çok şık olmuş. Eline koluna sağlık.”

Osmank3: “Uufff! Bu ne güzel bir çalışma böyle! Hayran kaldım valla ! Hemen indirip kuracağım…”

KDE 4 uyumu için yeterince yakıt almış mıyım, ne dersiniz? :)

Tatul’u Pisi yapalım

hdd_unmount_2.pngTatul’u tek tıkla kurulan bir yapıya kavuşturmak lazım derken Ali İMREK arkadaşımız yardıma koşuyor ve Pisi paketi için gerekli olan dosyaları ve yönergeleri gönderdikten sonra Pisi paketimizi de oluşturuyor ve web siteme yerleştiriyoruz. Tatul’un Pardus deposuna yerleştirilmesi süreci henüz devam ediyor. Lisans ayrıntılarını sonlandırdıktan sonra paket yöneticisinden “Tatul” yazarak temayı daha kolayca kurabileceğinizi belirterek Tatul’un ne anlama geldiği konusuna geçiyoruz.

N’ola ki bu Tatul?

Web sitesinde bunu şu şekilde açıkladım:

Tatul, Doğu Anadolu bölgemizde -özellikle Erzurum’da- kedilerin patilerine verilen yöresel addır. Çoğunlukla kedilerin patileri için kullanılır ama yer yer köpek ve patili diğer hayvanlar için de kullanıldığı biliniyor.

Simge temamıza isim düşünürken, hem yerel, hem özel, hem güzel olsun istedik ve bu ismin uygun düşeceğini hissettik. Ayrıca Flickr web sitesinde sadece hayvanların fotoğraflarına özel TATUL isimli bir fotoğraf grubumuzun da olduğunu belirtelim.

Simge temasının tamamını ben yapmama rağmen bazı noktalarda bizden bahsediyorum çünkü, ilk aşamalarda deneyip geri dönen birçok Pardus sever arkadaşımın katkısı da yadsınamaz.

Teknik ayrıntılar: Siz nasıl yapabilirsiniz?

tablet.pngSiz de simge seti yapıp bunu yayınlayabilirsiniz. Bunun için herhangi bir vektör ya da bitmap işleyen program kullanmanız gerekiyor. Burada size tavsiyem, Inkscape ve Gimp‘i kullanmanızdır. Çizimlerinizi 96 dpi çözünürlükte, 128 x 128 benek ölçülerinde, vektörel olarak çizip, PNG 32 şeffaf olarak ihraç ederseniz daha iyi netice alabilirsiniz.

Simge temasını deneyip görüş ve eleştirilerini bana ileten, Erkan ŞAHAN, Hüseyin TOLGAY, Hasan TOLGAY’a, Pisi paketi oluşturmada bana yardımcı olan Ali Erkan İMREK’e, iç açıcı yorumlarını ileten Özgürlükİçin kullanıcılarına teşekkürlerimi buradan bir kez daha iletiyorum.

KDE4 için yeniden elden geçmiş Tatul simge temasında görüşmek üzere.

İyi günlerde kullanın. Hoşça kalın.

OpenOffice Hesap Tablosunda Formül Düzeltme

Mart 1, 2010 Yorum yapın

İlk olarak hücrelere girdiğiniz formülünüzün bir türlü istediğiniz sayıyı bulamadığını varsayalım. Bunun için formülünüzü defalarca kontrol ettiniz ve doğruluğunu onayladınız. O halde, formülünüze parametre olarak verdiğiniz sayılarda bir sıkıntı var demektir. OpenOffice.org Hesap Tablosu sizin adınıza istediğiniz hedef değeri bulabilir. Nasıl mı? Gelin birlikte bir örnek üzerinden giderek inceleyelim.

Örnek olması açısından herhangi bir anlam ifade etmeyen bir tablo yapalım.
HedefAra1.png

Tablomuzda gördüğünüz gibi rastgele sayılar var ve F sütununda bu sayıları birbirleriyle dört işleme tâbi tutan bir sonuç bulunuyor. İşte problem de tam burada başlıyor. Diyelim ki, F3 hücresinde 8900 görünmesi gerekirken başka bir sayı görünüyor. Formülü kontrol ediyoruz ancak formülümüz doğru. O halde formül içerisinde kullandığımız diğer sayılarda bir sıkıntı vardır. Bunu tespit etmek için Araçlar menüsündeki Hedef Ara seçeneğini kullanıyoruz.

Karşımıza yukarıdaki diyalog kutusu geliyor ve bizden Formül’ün bulunduğu hücreyi, bu hücrede elde etmek istediğiniz değeri ve bu değeri elde edebilmek için değiştirilecek hücrenin adreslerini soruyor. Örneğimizdeki gibi bilgileri giriyoruz.
HedefAra2.png
Tamam düğmesine bastığımızda karşımıza D3 hücresinin başka bir sayı içermesi durumunda formülünüzün istediğiniz hedef sonucu vereceğini hatırlatan ve OpenOffice.org Hesap Tablosu’nun sizin adınıza bu değişikliği yapabileceğini söyleyen bir mesaj geliyor.

Evet düğmesine bastığınızda OpenOffice.org Hesap Tablosu sizin adınıza D3 hücresine bulduğu sayıyı giriyor. Artık tablomuzda daha önce 6 olan D3 hücresindeki sayı -125,15 oluyor.

Eğer Hedef Ara ile hatanın nereden geldiğini tespit edemediyseniz çareleriniz tükenmiş değildir. Bu durumda biraz dedektiflik yaparak formülümüze gelen değerlerin hangi hücrelerden geldiğini, herhangi bir hücrenin hangi formülleri etkilediğini görsel olarak takip edebilirsiniz. Bunun için tablomuzun C14 hücresine basit bir formül girelim.
OrnekleriIzle1.png

Elbette normalde siz bu hücrede resimdeki gibi bir formül değil, formülün hesaplanmış sonucunu göreceksiniz. Şimdi C14 hücresini seçelim ve Araçlar menüsünden dedektif alt menüsünü açalım.
Dedektif.png
OpenOffice.org Hesap Tablosu (Calc) kullanırken karşılaşacağınız sorunları çözemediğinizde size yardımcı olacak çok fazla araç içeriyor. Menüyü incelediğinizde;

• Örnekleri İzle: Herhangi bir formülü etkileyen hücreler anlamına gelir ve formülü etkileyen tüm hücrelerden formüle doğru bir ok işareti çizer. Bu sayede formülünüzü etkileyen hücreleri oklar yardımıyla tespit edebilirsiniz.

Örnekleri Sil: Bir önceki seçenekle tablonuza eklenen ok işaretlerini kaldırır.

• Bağımlılıkları İzle:
Herhangi bir hücrenin hangi formülü etkilediğini ok işaretiyle gösterir.

• Bağımlılıkları Kaldır: Bir önceki seçenekle tablonuza eklenen ok işaretlerini kaldırır.

• Tüm İzleri Kaldır: Tablonuzdaki tüm ok işaretlerini kaldırır.

Biz örneğimizde C14 hücresindeki formülümüzü seçerek Araçlar > Dedektif > Örnekleri İzle seçeneğini işaretliyoruz. OpenOffice.org Hesap Tablosu işaretlediğiniz formüle hangi hücrelerden bilgi geliyorsa, bunlardan formüle doğru oklar çizerek sorunu bulmanıza yardımcı oluyor.
OrnekleriIzle2.png

Bazı durumlarda da bir hücre birden fazla formülü etkileyebilir. Bizim örneğimizde A5 hücresindeki sayı hem C14 hücresindeki formülü, hem de F5 hücresindeki formülü etkilemekte. Hücrenin kimleri etkilediğini görmek için, A5 hücresini seçiyoruz ve Araçlar > Dedektif > Bağımlılıkları İzle seçeneğini seçiyoruz.

OpenOffice.org Hesap Tablosu işaretlediğini hücreden, bu hücrenin etkilediği formüllere doğru oklar çizerek sorunu bulmanıza yardımcı olacak.
BagimliliklariIzle1.png

OpenOffice.org Hesap Tablosu (Calc) kullanırken karşılaşacağınız sorunları çözemediğinizde size yardımcı olacak çok fazla araç içeriyor. Bu makalemizde anlattığımız Hedef Ara ve dedektif fonksiyonlarıyla tablonuzdaki problemleri tespit edemiyorsanız çareler bitmiş değil. Yine Araçlar menüsünde yer alan Çözümleyici ve Senaryolar fonksiyonlarıyla daha detaylı çözüm yöntemleri sizlere sunuluyor.

Doğrudan OpenOffice.org ile problemlerinizi çözemediyseniz sizlere tavsiyem OpenOffice.org Türkiye sitesinde yer alan wiki, forum ve e-posta listelerini kontrol etmeniz olacaktır.

OpenOffice.org hakkında merak ettiklerinizi ve karşılaştığınız problemlerinizi Özgürlükİçin forumlarımıza bekliyoruz.

İçindekiler Dizini Oluşturmak

Mart 1, 2010 Yorum yapın

Bu yazımızda bir kelime işlemci belgesinde “İçindekiler Dizini” oluşturmak için nasıl başlamak, neler yapmak gerekir, sonrasında bu dizin nasıl güncellenir, biçimleri nasıl değiştirilir biraz bunlara bakacağız.

Dizin yaratmak

OpenOffice.org‘da ya da herhangi  bir kelime işlemci programında bir belge oluşturduğumuzda ve belge büyümeye başladığında ilk ihtiyaç duyacağımız araç “İçindekiler Dizini” olacaktır. Normalde “İçindekiler Dizini” oluşturmak için Ekle >Dizinler ve Tablolar menüsünü tıkladığımızda açılacak olan ekranda “Tamam”ı tıklamak yeterlidir.

Bunları yaptığımızda imlecin olduğu yerde “İçindekiler Dizini” oluşturulur ve belgedeki mevcut başlıklar da dizine eklenmiş halde gelir. Şunu belirtelim ki, “İçindekiler Dizini” oluşturmak için gereken ilk şey, belge üzerinde  başlıkları  tanımlamış olmaktır. Başlıkları işaretlemeden dizini oluşturursak, dizin boş olarak oluşacağından çok anlamlı olmayacaktır. Bunun için önce başlıkları Başlık 1, Başlık 2 şeklinde hiyerarşi gözeterek oluşturmak, daha sonra “İçindekiler Dizini’ni” oluşturmak olmalıdır.

Dizin OluşturmakBaşlık Oluşturma

Kelime İşlemci’de bir satırı başlık yapmak çok kolaydır. Başlık yapmak istediğiniz satırda, herhangi bir yerde “Biçimlendirme” araç çubuğu üzerinde yer alan tanım alanında “Başlık 1″ seçildiğinde bu satır ana başlık olarak ayarlanmış olur. Bunun altında alt başlıklar tanımlamak isteniyorsa, aynı şekilde “Başlık 2″ olarak tanımlanmalıdır.

Kelime İşlemci’de “Biçimlendirme” araç çubuğunda başlık tanımlama alanına tıklandığında soldaki gibi bir görüntü gelecektir. Buradan istenen başlık tipi seçilmelidir. Belge içinde kullanılan farklı biçimler varsa bu menü onları da kapsayacak şekilde güncellenecektir. Bir belge ilk oluşturulduğunda bu menü burada göründüğü gibi gelir. Eğer bu seçenekler yetersiz geliyorsa daha fazla seçeneğe ulaşmak istiyorsanız, örneğin “Başlık 4″ tanımlamak istiyorsanız, bu menünün en altında yer alan “Daha fazla…” seçeneğini tıklamanız, F11 tuşuna basmanız veya “Biçimlendir” araç çubuğundaki  simgesine tıklamanız yeterlidir.

Resimde bulunan menüde her türlü biçimlendirme seçeneğine ulaşabilirsiniz. Seçenekler imlecin o an üzerinde olduğu nesneye göre değişebilir.

Burada örnek olması için belge şablonu gibi bir yapı hazırlayarak başlıklarını belirleyelim, daha sonra da “İçindekiler Dizini” oluşturalım.

Birinci Ana Başlığım

Ana başlık altındaki içerik, ana başlık altındaki içerik, ana başlık altındaki içerik.

Alt Başlığım

Alt başlık altındaki içeriğim, alt başlık altındaki içeriğim, alt başlık altındaki içeriğim.

Daha Alt Başlığım

Bu başlık altındaki içeriğim.

İkinci Ana Başlığım

Ana başlık altındaki içerik, ana başlık altındaki içerik, ana başlık altındaki içerik.

Yukarıdaki tanımlamada;

  • Ana Başlığım’ı Başlık 1
  • Alt Başlığım’ı Başlık 2
  • Daha Alt Başlığımı Başlık 3 olarak belirledim.

Buna göre Ekle > Dizinler ve Tablolar > Dizinler ve Tablolar menüsünü açıp hiçbir şeyi değiştirmeden “Tamam” düğmesini tıkladığımda, aşağıdaki gibi dizini oluşturdu ve mevcut başlıkları da ekledi.

İcindekiler_dizini

İçindekiler Dizinini Düzenleme

Dizini eklerken açılan menüde hiçbir değişiklik yapmazsanız, dizin ön tanımlı olarak ayarlanmış şekliyle gelir. Ancak çıkan dizinde değişiklikler yapmak, biçimini değiştirmek istiyorsanız yine dizinin üzerinde herhangi bir alanda sağ tık yaptığınızda açılan menüde “Dizin/tablo Düzenle” menüsüne tıklarsanız, ilk ekleme esnasında açılan menü açılacaktır. Burada istediğiniz değişiklikleri yaptıktan sonra dizin üzerinde sağ tıklayıp, “Dizin/Tablo Güncelle” dediğinizde yeni ayarlarınız güncellenir.

İçindekiler Dizinini Silmek ve Güncellemek

OpenOffice.org'da dizin/tablo silmekBu dizini silmek için, dizin üzerinde herhangi bir yerde sağ tık yaptıktan sonra çıkan menüde “Dizin/Tablo Sil” seçeneğini tıklamanız yeterlidir. Başlıklar üzerinde yaptığınız değişikliklerin dizinde güncellemesi için, yine dizin üzerinde sağ tıkladığınızda çıkan menüden  “Dizin/Tablo Güncelle” seçeneğini tıklamanız yeterlidir.

Burada dizinin her türlü özelliğini değiştirebilirsiniz. Dizinin adını, elle yapılacak değişikliklere karşı olan koruma ayarlarını, başlıkların gösterim şeklini (başına sonuna harf, rakam eklenebilir), hangi başlık satırının ne kadar içeriden başlayacağını, hangi başlık düzeyine kadar dizinde göstermek istediğinizi ayarlayabilirsiniz. Hatta dizini sütunlara bölebilir, arka planı renklendirebilir ya da bir grafik koyabilirsiniz. Tabii bunların hepsini burada anlatacak yer yok, belki bir dahaki sefere diyelim.

Denemenizi öneririm, bir içindekiler dizini ile yapılabileceklerin neredeyse sınırı yok gibi.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.